Mevzuat Kategorileri
Hukuksal Düzenlemeler
Türkiye’de Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, Sosyal Güvenlik Hukuku, Vergi Hukuku, İş Sağlığı ve Güvenliği Mevzuatı, Borçlar Hukuku, İş Hukuku, Ticaret Hukuku, Türk Parası Kıymetini Koruma Mevzuatı, Kambiyo Mevzuatı ve Vatandaşlık ve Göçmenlik Mevzuatı ile ilgili en güncel bilgilerin yer aldığı makalelere buradan ulaşabilirsiniz.
İkili Anlaşmalar
Türkiye ve diğer ülkeler arasında yapılan en güncel uluslararası ikili sosyal güvenlik ve vergi anlaşmalarının tarihlerine ve dokümanlarına buradan ulaşabilirsiniz.
26 Kasım 2024
Yazar Ümit Kır, Kategori Çalışma Hayatı
Çalışma hayatında; uzaktan çalışma, hibrit çalışma ve esnek çalışma modelleri her geçen gün gelişmekte olsa da çalışanların işe devamlılığı ve verimlilik problemi sürekli olarak gündemde kalmaktadır. Bu kapsamda, çalışanların uzun dönemli olarak kesintisiz raporlu olması veya sık sık rapor alması, hem çalışan - işveren ilişkilerini hem de iş yerindeki genel verimliliği olumsuz etkileyebilir. Bu makalede, rapor almanın çalışma ilişkilerine olan etkileri; İş Hukuku, işveren yükümlülükleri ve çalışan hakları çerçevesinde ele alınmıştır.
Çalışanın sağlık ve dinlenme hakkı Anayasal güvence altında olup, ayrıca 4857 sayılı İş Kanunu ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu uyarınca sağlık nedeniyle rapor alma hakkı mevcuttur. Raporlu olmak, çalışanın mazeret izni kapsamında devamsızlık yapma durumu anlamına gelir. Çalışanların rapor süresiyle ilgili herhangi bir yasal kısıtlama bulunmamaktadır. Bununla birlikte, rapor süresinin uzaması veya sıklığının artması durumunda, bu durum iş görme edimini olumsuz etkiliyor ve iş yerinin normal işleyişini aksatıyorsa, 4857 sayılı İş Kanunu uyarınca işverenin, iş sözleşmesini geçerli nedenle veya haklı nedenle derhal fesih hakkı doğabilecektir.
Rapor süresi uzadıkça, raporun kim tarafından düzenleneceği değişmektedir. Bu süreç aşağıdaki şekilde özetlenmiştir:
Tek Hekim ve Sağlık Kurulu Tarafından Verilebilecek İstirahat Raporları
Haklı fesih, işverenin iş sözleşmesini derhal ve tazminatsız olarak sonlandırabileceği bir durumdur. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/I-(b) fıkrasına göre; çalışanın hastalık, kaza, doğum ve gebelik gibi durumlarda aldığı rapor süresi, iş yerindeki çalışma süresine göre belirlenen ihbar süresine ek olarak altı haftayı aşarsa, işveren için iş sözleşmesini sağlık nedenleriyle bildirimsiz fesih hakkı doğar.
Örneğin, iş yerinde 3 yıl 8 aydır çalışan bir işçinin 8 hafta ihbar süresi olduğu göz önünde bulundurulduğunda, bu çalışanın 14 hafta (8+6) rapor alması durumunda işverenin haklı fesih hakkı doğacaktır. Bu durumda çalışan, ihbar tazminatına hak kazanamayacak ancak çalışana kıdem tazminatı ödenmesi gerekecektir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi, işverenin iş sözleşmesini geçerli bir nedene dayanarak feshetme hakkını düzenlemektedir. Maddenin ilgili hükmü, “…işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, iş yerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır…” şeklindedir. İş Kanunu’nda, geçerli nedenler örneklerle belirtilmiş olup geçerli neden sayılmayacak durumlar da açıkça ifade edilmiştir.
Geçerli fesih, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından güçleştiği durumlarda uygulanan bir fesih türüdür. Bu kapsamda, çalışanın yeterliliği, davranışları veya işletmenin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebin varlığı aranır. Çalışanın davranışları ve yeterliliğinden kaynaklanan geçerli sebepler; işin ve iş yerinin işleyişini olumsuz yönde etkileyen, iş ilişkisinin işverence sürdürülmesinin beklenemeyeceği hâller olarak tanımlanabilecektir. Geçerli nedenle fesih, haklı nedenle fesih kadar ağır durumları kapsamaz.
Çalışanın, ihbar süresi +6 haftayı aşmasa da sık sık rapor alması, iş akdinin geçerli nedenle feshedilmesine sebep olabilir. Bu durumda, işçinin rapor sayısı, raporların süresi ve iş yerindeki görevlerinin işleyişe etkisi dikkate alınarak, iş yerinde olumsuzluklara yol açıp açmadığı değerlendirilecektir.
Ancak, çalışanın sık sık rapor alması, iş yerinin düzenini olumsuz etkileyen ve iş ilişkisinin işveren açısından sürdürülemez hâle geldiği durumlarda geçerli fesih gündeme gelecektir. İşverenin, sık rapor almanın iş yerine olan olumsuz etkilerini ispat yükümlülüğü bulunmaktadır. Çalışanın aldığı raporların sayısı ve süreleri, yaptığı işin niteliği ve bu durumun iş verimliliğine etkisi gibi kriterler dikkate alınarak, sık rapor almanın iş yerinde olumsuzluklara neden olduğu ortaya konulmalıdır. Her somut olayın koşullarına göre bu değerlendirme farklılık gösterebilir.
Örneğin, nöbet usulüyle çalışan bir güvenlik görevlisinin sık rapor almasının işin işleyişine etkisi, bir tekstil atölyesinde 30 makinecinin çalıştığı bir ortamda bir makinecinin sık rapor almasının etkisinden farklı olacaktır. Bu nedenle fesih kararları, her somut olayın özel şartlarına göre değerlendirilmelidir.
Fesih kararının geçerli sayılması için, iş yerindeki olumsuzlukların hâlen devam ettiği makul bir süre içinde fesih gerçekleştirilmelidir. Raporlu olunan dönemlerin üzerinden uzun bir süre geçtikten sonra yapılan fesih işlemleri, yargılama sonucunda geçersiz sayılabilir. Aynı şekilde, çalışanın savunması alındıktan uzun bir süre sonra aynı davranıştan kaynaklı olarak yapılan fesihler de geçersiz sayılabilir.
Çalışan, geçerli feshe karşı işe iade davası açma hakkına sahiptir. Yapılacak yargılama neticesinde fesih geçersiz sayılırsa, işe iade kararı ile çalışan, işe başlatmama tazminatı, boşta geçen süre ücreti ve diğer haklarını talep edebilecektir. Sık sık rapor alınması nedeniyle fesih işlemleri, işverenin makul süre içinde, somut delillerle hareket etmesi gereken bir süreçtir ve hukuki riskleri önlemek için titizlikle ele alınmalıdır.
Sonuç olarak, sık sık rapor alma konusu, iş ilişkisini çok yönlü olarak etkileyen ve hem işveren hem de çalışan açısından hassas bir denge gerektiren bir konudur. İşverenler, iş yerinde sağlık ve güvenlik koşullarını iyileştirerek devamsızlıkları en aza indirmeye odaklanırken, çalışanların da işverenin beklentilerini karşılayarak ekip içindeki uyumu sürdürmesi önemlidir. Bu süreçte ortaya çıkabilecek sorunların çözümünde etkin bir iletişim ve iş birliği sağlanması kritik rol oynamaktadır. Sürecin fesihle sonuçlanması durumunda ise, hukuki süreçlerin dikkatle takip edilmesi ve yönetilmesi, ileride doğabilecek risklerin önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Ek bilgiye ihtiyaç duymanız hâlinde bizimle iletişime geçiniz.
Bilgilendirme Metni!
Bu makalede yer alan içerikler, yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır ve CottGroup® üye şirketlerine aittir. Bu içerikler, hukuki, mali veya teknik danışmanlık hizmeti niteliği taşımamaktadır ve kaynak gösterilmeden iktibas edilemez.
CottGroup® üye şirketleri, makaledeki bilgilerin doğru, güncel veya eksiksiz olduğunu garanti etmez ve bu bilgilerin içerebileceği hata, eksiklik veya yanlış anlaşılmalardan doğabilecek zararlardan sorumlu değildir.
Burada sunulan bilgiler, genel bir bakış sunmak amacıyla hazırlanmıştır. Her somut olay farklı değerlendirmeler gerektirebilir ve bu bilgiler her duruma uygun olmayabilir. Bu nedenle, makalede yer alan bilgilere dayalı olarak herhangi bir işlem yapmadan önce, konuyla ilgili hukuk, mali, teknik ve diğer uzmanlık alanlarında yetkin bir profesyonele danışmanız önemle tavsiye edilir. CottGroup® müşterisiyseniz, özel durumunuza ilişkin müşteri temsilcinizden bilgi almayı unutmayınız. Müşterimiz değilseniz, lütfen ilgili bir uzmandan görüş alınız.
CottGroup® üye şirketlerine ulaşmak için tıklayınız.
Yazar
https://www.cottgroup.com
Ücret Bordrosu ve Ücret Hesap Pusulasının İş İlişkisindeki Yeri ve Hukuki Niteliği
Ümit Kır
28 Mart 2024
İş İlişkisinde Meslek Hastalığı ve Meslek Hastalığının Hukuki Sonuçları
Taylan Ege Günel
18 Ağustos 2025
Turnover Rate (Çalışan Devir Oranı) Nedir? Nasıl Hesaplanır?
Civan Güneş
7 Eylül 2026
Asgari Ücret Nedir? Asgari Ücret Ne Kadar? (2026)
26 Aralık 2025