Mevzuat Kategorileri
Hukuksal Düzenlemeler
Türkiye’de Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, Sosyal Güvenlik Hukuku, Vergi Hukuku, İş Sağlığı ve Güvenliği Mevzuatı, Borçlar Hukuku, İş Hukuku, Ticaret Hukuku, Türk Parası Kıymetini Koruma Mevzuatı, Kambiyo Mevzuatı ve Vatandaşlık ve Göçmenlik Mevzuatı ile ilgili en güncel bilgilerin yer aldığı makalelere buradan ulaşabilirsiniz.
İkili Anlaşmalar
Türkiye ve diğer ülkeler arasında yapılan en güncel uluslararası ikili sosyal güvenlik ve vergi anlaşmalarının tarihlerine ve dokümanlarına buradan ulaşabilirsiniz.
Soru: Kıdem Tazminatı Farkı Gelir Vergisinden İstisna Mıdır?
Cevap: 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun "Ücretin Tarifi" başlıklı 61 inci maddesinde; "Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir. Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez." hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanunun "Vergi Tevkifatı" başlıklı 94’üncü maddesinin (1) numaralı bendinde, hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemeler üzerinden 103 ve 104 üncü maddelere göre gelir vergisi tevkifatı yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Yine aynı Kanunun "Tazminat ve Yardımlarda" başlıklı 25 inci maddesinde;
"...7. 1475 ve 854 sayılı Kanunlara göre ödenmesi gereken kıdem tazminatlarının tamamı ile 5953 sayılı Kanun'a göre ödenen kıdem tazminatlarının hizmet erbabının 24 aylığını aşmayan miktarları (hizmet ifa etmeksizin ödenen ücretler tazminat sayılmaz); ..." hükmüne yer verilmiştir.
Yine, 1475 sayılı İş Kanunu’nun "Kıdem Tazminatı" başlıklı 14.Maddesinde;
Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet akdinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır." hükmü yer almıştır.
1475 sayılı İş Kanunu'nun 16. Maddesinde işçinin hangi hallerde iş sözleşmesini feshedebileceği ile ilgili hükümler aynı Kanunun 17. Maddesinde ise işverenin iş sözleşmesini hangi hallerde feshedebileceği ile ilgili hükümler yer almıştır.
Diğer taraftan, 29/05/2012 tarihli ve 2012/1 sayılı Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararı'nın "Katsayıların belirlenmesi ve Ücretlerin Artırılması" başlıklı 4. Maddesinde;
(1) 1/01/2012-30/6/2012 döneminde geçerli olmak üzere;
..." hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, 29/05/2012 tarihli ve 2012/1 sayılı Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararı ile artırılan katsayılar üzerine, 01/01/2012-31/05/2012 tarihleri arasında işten ayrılan personele ödenen kıdem tazminatı farkı, Gelir Vergisi Kanunu’nun 25.Maddesinin (7) numaralı bendine göre istisna kapsamında değerlendirilecektir.
Devamını Oku
Kategori Vergi Hukuku Mevzuatı, İş Kanunu
Çalışanın otomobilini kiralama olayı, aslında yeni değil. Ancak, bu uygulama, avantajlarından dolayı son zamanlarda hızlanmaya başladı.
Şirkete alınıp aktife kaydedilen bir otomobil ile kiralanan otomobil arasında, kiralama lehine çok sayıda avantaj var. Satın alma olayından başlamak suretiyle konuyu açıklayalım.
1- Şirkete otomobil satın alınması
a) Yıl içinde alınan otomobil için, alındığı yıl için, yıllık yani 12 aylık amortisman ayırmak mümkün değil. Alındığı aydan, yıl sonuna kadar olan dönem için, aylık amortisman hesaplanıp gider yazılabiliyor. (VUK. Md. 320).
Kategori Vergi Hukuku Mevzuatı
Tarih 20/02/2013 Sayı 62030549-125[10-2012/193]-251Kapsam
Sayı:62030549-125[10-2012/193]-251 20/02/2013
Konu:Çağrı merkezi hizmeti faaliyetinde bulunan kurumun Türkiye’de yerleşmiş olmayan kişilere verdiği hizmet işinden elde ettiği kazancı kurumlar vergisi beyannamesinde indirim konusu yapıp yapamayacağı
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, … Vergi Dairesi Müdürlüğünün … vergi kimlik numaralı mükellefi olduğunuz, %75 oranında yabancı ortaklı şirketinizin ana faaliyet konusunun çağrı merkezi işletmeciliği olduğu, Almanya’da mukim grup firmanız …’nın Almanya mukimi başka bir firma ile çağrı merkezi hizmet işi sözleşmesi imzaladığı, yurtdışında yararlanılacak söz konusu çağrı merkezi hizmetinin ise taşeron firma olarak şirketinizce Türkiye’de verileceği ve yurt dışında yararlanılacak çağrı merkezi hizmetinize ilişkin olarak düzenleyeceğiniz fatura bedelinin … tarafından Almanya’daki müşterisine birebir yansıtılacağı, …’nın ise müşteri bulma, iletişim kurma ve tahsilat yapma hizmetleriniz için şirketinize ayrıca bir komisyon faturası düzenleyeceği belirtilerek, şirketinizin taşeron firma olarak vereceği bu hizmet işinden elde edilen kazancın kurumlar vergisi beyannamesinde indirim konusu yapılıp yapılamayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü sorulmaktadır.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde, kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safî kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanunun “Diğer indirimler” başlıklı 10 uncu maddesine 6322 sayılı Kanunla eklenen (ğ) bendinde, Türkiye’de yerleşmiş olmayan kişilerle, işyeri, kanuni ve iş merkezi yurt dışında bulunanlara Türkiye’de verilen ve münhasıran yurt dışında yararlanılan mimarlık, mühendislik, tasarım, yazılım, tıbbi raporlama, muhasebe kaydı tutma, çağrı merkezi ve veri saklama hizmeti alanlarında faaliyette bulunan hizmet işletmeleri ile ilgili Bakanlığın izni ve denetimine tabi olarak eğitim ve sağlık alanında faaliyet gösteren ve Türkiye’de yerleşmiş olmayan kişilere hizmet veren işletmelerin münhasıran bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazancın %50′sinin kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla kurumlar vergisi matrahının tespitinde indirim unsuru olarak dikkate alınabileceği; indirimden yararlanılabilmesi için fatura veya benzeri belgenin yurt dışındaki müşteri adına düzenlenmesi gerektiği hükme bağlanmıştır.
1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “10.5. Türkiye’den yurtdışı mukimi kişi ve kurumlara verilen hizmetler” başlıklı bölümünde konuya ilişkin açıklamalar yapılmış olup mükelleflerin bu indirimden faydalanabilmeleri için taşımaları gereken şartlara Tebliğin “10.5.2. İndirimden faydalanma şartları” bölümünde yer verilmiştir. Buna göre, Türkiye’de sunmuş olduğunuz ancak yurtdışında yararlanılacak olan çağrı merkezi hizmetinden elde edeceğiniz kazançların %50′sinin kurumlar vergisi matrahından indirilebilmesi için;
- Şirketinizin ana sözleşmesinde yazılı esas faaliyet konuları arasında çağrı merkezi hizmeti sunulmasının bulunması,
- Söz konusu çağrı merkezi hizmetinin, Türkiye’de yerleşmiş olmayan kişilerle, iş yeri, kanuni ve iş merkezi yurt dışında bulunanlara sunulması,
- Bu hizmet karşılığında faturanın yurt dışı mukimi kişi ve/veya kurum adına düzenlenmesi,
- Türkiye’den vereceğiniz çağrı merkezi hizmetinden yurt dışında yararlanılması,gerekmektedir.
Ayrıca, aynı Tebliğin “10.5.3.2. Kazançların kayıtlarda izlenmesi” başlıklı bölümünde,
“…
İndirim kapsamında kabul edilen faaliyetler ile bu kapsama girmeyen işlerin birlikte yapılması halinde, indirim uygulanacak kazanca ilişkin hasılat, gider ve maliyet unsurlarının ayrı olarak tespit edilmesi esastır.
Gider ve maliyet unsurlarının ayrı hesaplarda izlenmek suretiyle tespitinin mümkün olmadığı hallerde ise müşterek genel giderler, bu faaliyetler ile ilgili olarak cari yılda oluşan hasılatın toplam hasılata oranı esas alınarak dağıtılacaktır.” hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm ve açıklamalara göre, yukarıda sayılan şartların sağlanması halinde, taşeron firma olarak şirketiniz tarafından verilecek çağrı merkezi hizmetinden elde edilecek kazancın %50′si, kurumlar vergisi beyannamesinde ayrıca gösterilmek suretiyle kurum kazancının tespitinde indirim konusu yapılabilecektir.
Diğer taraftan, ilişkili kişilere sunulan çağrı merkezi hizmeti için bedel tespitinde Kurumlar Vergisi Kanununun 13 üncü madde hükmünün dikkate alınması gerekmektedir.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.