Mevzuat Kategorileri
Hukuksal Düzenlemeler
Türkiye’de Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, Sosyal Güvenlik Hukuku, Vergi Hukuku, İş Sağlığı ve Güvenliği Mevzuatı, Borçlar Hukuku, İş Hukuku, Ticaret Hukuku, Türk Parası Kıymetini Koruma Mevzuatı, Kambiyo Mevzuatı ve Vatandaşlık ve Göçmenlik Mevzuatı ile ilgili en güncel bilgilerin yer aldığı makalelere buradan ulaşabilirsiniz.
İkili Anlaşmalar
Türkiye ve diğer ülkeler arasında yapılan en güncel uluslararası ikili sosyal güvenlik ve vergi anlaşmalarının tarihlerine ve dokümanlarına buradan ulaşabilirsiniz.
21 Eylül 2026
Yazar Civan Güneş, Kategori Çalışma Hayatı
Maaş haczi, hakkında icra takibi yürütülen bir çalışanın ücretinin kanunen haczedilebilen bölümünün işveren tarafından kesilerek ilgili icra dosyasına ödenmesi yoluyla borcun tahsil edilmesidir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 35'inci maddesine göre aylık ücretin dörtte birinden fazlası kural olarak haczedilemez ve nafaka alacaklılarının hakları saklıdır.
İşverene maaş haczi yazısının ulaşmasıyla birlikte haczin uygulanması, kesintilerin bordroya doğru yansıtılması ve ilgili icra dosyasına ödeme yapılması gereken bir süreç başlar.
Maaş haczi, çalışanın kişisel borcundan kaynaklanmasına rağmen haciz yazısının tebliğ edilmesiyle işveren açısından da hukuki ve operasyonel yükümlülükler doğurur. Özellikle birden fazla haczin bulunması, nafaka alacağı, işten ayrılma veya tazminat ödemesi gibi durumlarda standart bir ücret kesintisinin ötesinde değerlendirme yapılması gerekir.
Bu nedenle maaş haczi; insan kaynakları, bordro, muhasebe ve gerektiğinde hukuk birimlerinin koordineli biçimde yönetmesi gereken bir süreçtir.
Maaş haczine ilişkin esaslar, ücretin korunmasına yönelik iş hukuku hükümleri ile icra hukukundaki düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesini gerektirir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun "Ücretin saklı kısmı" başlıklı 35'inci maddesinde maaş haczi, "İşçilerin aylık ücretlerinin dörtte birinden fazlası haczedilemez veya başkasına devir ve temlik olunamaz. Ancak, işçinin bakmak zorunda olduğu aile üyeleri için hâkim tarafından takdir edilecek miktar bu paraya dâhil değildir. Nafaka borcu alacaklılarının hakları saklıdır." olarak değerlendirilmiştir.
Benzer bir ücret koruması 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 410'uncu maddesinde de bulunmaktadır. İş Kanunu'nun ilgili maddesine ek olarak "Gelecekteki ücret alacaklarının devredilmesi veya rehnedilmesi geçersizdir." ibaresi yer almaktadır.
Maaş haczinin icra süreci bakımından temel hükümleri ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nda (İİK) yer alır. İİK'nın "Kısmen haczi caiz olan şeyler" başlıklı Madde 83 – (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.), "Maaşlar, tahsisat ve her nevi ücretler, intifa hakları ve hasılatı, ilama müstenit olmayan nafakalar, tekaüt maaşları, sigortalar veya tekaüt sandıkları tarafından tahsis edilen iratlar, borçlu ve ailesinin geçinmeleri için icra memurunca lüzumlu olarak takdir edilen miktar tenzil edildikten sonra haczolunabilir." olarak düzenlerken, (Değişik: 12/4/1968 – 1045/1 md.) "Ancak haczolunacak miktar bunların dörtte birinden az olamaz. Birden fazla haciz var ise sıraya konur. Sırada önde olan haczin kesintisi bitmedikçe sonraki haciz için kesintiye geçilemez." olarak değerlendirmiştir.
Dolayısıyla bordro uygulamasında yalnızca "ücretin dörtte biri" kuralının bilinmesi yeterli değildir. Haczin türü, icra yazısının kapsamı, mevcut hacizler ve nafaka alacağının bulunup bulunmadığı da dikkate alınmalıdır.
Maaş haczi, çalışanın işverene borçlu olduğunu bildirmesi üzerine yapılan isteğe bağlı bir bordro kesintisi değildir. İşveren açısından süreç, yetkili icra makamından ücret haczine ilişkin bildirimin ulaşmasıyla başlar.
Genel olarak süreç şu şekilde ilerler:
İşveren burada çalışanın borcunu üstlenmiş olmaz. Çalışana karşı mevcut ücret ödeme borcunun haczedilebilir kısmını, kendisine tebliğ edilen haciz doğrultusunda icra dosyasına aktarır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 35'inci maddesi uyarınca işçinin aylık ücretinin dörtte birinden fazlası kural olarak haczedilemez. Bu nedenle genel nitelikteki maaş hacizlerinde ücretin 1/4'lük bölümü temel sınır olarak karşımıza çıkar.
Ancak "Her maaş haczinde net ücretin kesin olarak 1/4'ü kesilir" şeklinde bir genelleme yapılmamalıdır. Nafaka alacakları bakımından özel hükümler bulunur. Ayrıca kıdem ve ihbar tazminatı gibi aylık ücret niteliğinde olmayan ödemelerin haczedilebilirliği farklı şekilde değerlendirilir.
Bu nedenle kesinti belirlenirken;
Haczin türü + ödemenin niteliği + icra yazısının kapsamı + mevcut haciz sırası
birlikte değerlendirilmelidir.
Not: Kamu alacakları bakımından 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında farklı haciz kuralları uygulanabilmektedir. Örneğin bazı kamu alacaklarında haciz miktarı 1/3 ile 1/4 arasında belirlenirken, asgari ücreti aşmayan aylık gelirler bakımından ayrıca farklı bir sınır öngörülmektedir. Bu nedenle kamu alacağına ilişkin hacizlerde, gelen yazının dayandığı mevzuat ve belirtilen kesinti oranı ayrıca kontrol edilmelidir.
Maaş haczi hesaplanırken haciz oranının doğrudan çalışanın brüt ücretine uygulanması doğru değildir. Ücrete ilişkin SGK primi, işsizlik sigortası primi, gelir vergisi ve damga vergisi gibi yasal bordro hesaplamaları yapıldıktan sonra haciz kapsamında kesilecek tutar belirlenir.
Genel nitelikte tek bir maaş haczi bulunan ve hacze esas net ücreti 48.000 TL olan bir çalışanı ele alalım:
48.000 TL × %25 = 12.000 TL
Bu örnekte 12.000 TL çalışana ödenmek yerine ilgili icra dosyasına aktarılır.
Maaş haczi, çalışanın SGK veya vergi matrahını azaltan bir unsur değildir. Ücrete ilişkin yasal bordro hesaplamalarının ardından net ödemeden yapılan ayrı bir kesinti niteliğindedir.
Not: Bazı icra yazılarında ücretin 1/4'ünün, ayrıca prim ve/veya ikramiye gibi ödemelerin tamamının haczedileceğine ilişkin açık talimatlar bulunabilmektedir. Bu durumda kesinti işlemi, ilgili icra yazısında yer alan talimat ve uygulanabilir mevzuat çerçevesinde değerlendirilerek gerçekleştirilir.
İşverenin öncelikle haciz yazısındaki çalışan, icra müdürlüğü, dosya numarası ve tebliğ bilgilerini kontrol etmesi gerekir. Ardından çalışanın hâlen iş yerinde çalışıp çalışmadığı ve daha önce kendisine ilişkin başka bir haciz bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.
Uygulamada aşağıdaki bilgilerin kayıt altında tutulması önemlidir:
İşveren, icra dairesinin talep ettiği bilgileri ve haciz yazısında belirtilen yükümlülükleri süresinde yerine getirmelidir. Bu nedenle resmî tebliğ tarihi ile evrakın insan kaynakları veya bordro birimine ulaştığı tarih birbirine karıştırılmamalıdır.
İşverenin çalışanın talebi üzerine haczi uygulamaması veya yetkili makamdan gerekli bildirim gelmeden kesintiyi durdurması doğru değildir.
Aynı çalışan hakkında birden fazla icra dosyasından maaş haczi yazısı gelebilir. Bu durumda genel nitelikteki her haciz için aynı anda ayrı ayrı 1/4 kesinti yapılması kural değildir.
İİK'nın 83'üncü maddesi uyarınca hacizler sıraya konulur. Önceki haczin kesintisi tamamlanmadan sonraki sıradaki haciz için ödeme yapılmaz.
Örneğin:
A dosyasına ilişkin kesinti sona erdiğinde B dosyası, ardından C dosyası devreye girer.
Bu nedenle bordro sisteminde yalnızca aktif haczin değil, sırada bekleyen hacizlerin de kayıt altında tutulması gerekir.
Nafaka alacakları ise bu genel sıralama yapısında ayrıca değerlendirilmelidir.
Nafaka alacakları, maaş haczindeki dörtte bir sınırlamasının önemli istisnalarından biridir. İş Kanunu'nun 35'inci maddesi de nafaka alacaklılarının haklarını açıkça saklı tutmaktadır.
Burada işlemekte olan nafaka ile birikmiş nafaka alacağı arasındaki ayrım önemlidir.
Mahkeme tarafından belirlenen ve düzenli olarak ödenmesi gereken işlemekte olan nafaka, güncel geçim ihtiyacını karşılamaya yöneliktir. Bu nedenle işlemekte olan nafakanın ücret üzerinden kesilmesinde genel dörtte bir sınırı uygulanmaz.
Buna karşılık geçmiş dönemlerde ödenmeyerek birikmiş nafaka alacağının haczi, işlemekte olan nafakadan farklı değerlendirilir ve genel ücret haczi hükümleri gündeme gelebilir.
Örneğin aylık net ücreti 60.000 TL olan çalışanın mahkeme tarafından belirlenmiş aylık 12.000 TL işlemekte olan nafaka yükümlülüğü varsa, bu 12.000 TL'nin tamamı ücret üzerinden kesilebilir.
Çalışan hakkında ayrıca genel nitelikte bir maaş haczi bulunması durumunda ise diğer haczin uygulanması, mevcut dosyalar ve icra talimatları dikkate alınarak ayrıca değerlendirilmelidir.
Maaş haczi bulunan çalışanın iş sözleşmesi sona erdiğinde işverenin düzenli ücret ödeme ilişkisi de sona erer. Ancak işten ayrılış, mevcut haciz dosyasının işveren tarafından herhangi bir işlem yapılmadan kapatılması anlamına gelmez.
Çalışanın işten ayrıldığı ilgili icra dairesine bildirilmelidir. Ayrıca son bordroda çalışana yapılacak ödemelerin niteliği ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
İşten ayrılış sırasında:
gibi farklı alacaklar ortaya çıkabilir.
Bu kalemlerin tamamının aylık ücret gibi değerlendirilerek otomatik olarak 1/4 haciz sınırına tabi tutulması doğru değildir.
Kıdem ve ihbar tazminatları aylık ücretle aynı hukuki nitelikte değildir. Yargıtay uygulamasında bu tür tazminat alacaklarının tamamının haczedilebilmesinin mümkün olduğuna ilişkin kararlar bulunmaktadır.
Dolayısıyla işten çıkış bordrosunda aylık ücret ile kıdem veya ihbar tazminatının aynı haciz oranına tabi olduğu varsayılmamalıdır. Ödemenin niteliği ve icra dosyasındaki talebin kapsamı birlikte değerlendirilmelidir.
Maaş haczi, bordroda net ücret üzerinden gerçekleştirilen ayrı bir kesinti olarak gösterilmelidir.
*Örnek, maaş haczinin bordrodaki yerini göstermek amacıyla sadeleştirilmiştir.
Bu örnekte çalışanın bordro sonucundaki net ücreti 53.000 TL'dir. Bunun 13.250 TL'si ilgili icra dosyasına, kalan 39.750 TL ise çalışana ödenir.
Dolayısıyla maaş haczi net ücret hakkını veya yasal matrahları değiştirmez; net ücretin ne kadarının çalışana ne kadarının icra dosyasına ödeneceğini etkiler.
İşverene usulüne uygun bir maaş haczi bildirildiğinde, İcra ve İflas Kanunu kapsamında kendisine yüklenen işlemleri yerine getirmesi gerekir.
İİK'nın 355 ve 356'ncı maddeleri, ücret haczinde işverenin yükümlülükleri ve bunların yerine getirilmemesi hâlinde ortaya çıkabilecek sonuçlar bakımından önem taşır.
İşverenin kesmesi gereken tutarı haciz bulunmasına rağmen çalışana ödemesi, yükümlülüğü kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Kanundaki şartların oluşması hâlinde kesilmeyen veya icra dairesine gönderilmeyen tutarların işverenden tahsili gündeme gelebilir.
Bu nedenle:
bir bütün olarak kontrol edilmelidir.
Maaş haczi, borcun dosya kapsamında sona ermesi, haczin yetkili makam tarafından kaldırılması veya çalışanın ilgili işveren nezdindeki ücret ilişkisinin sona ermesi gibi durumlarda mevcut işveren açısından sona erebilir.
Ancak çalışanın "borcumu ödedim" şeklindeki beyanı tek başına bordrodaki haciz kesintisinin durdurulması için yeterli görülmemelidir.
Benzer şekilde işverenin kendi kayıtlarında anaparanın tamamen ödendiğini görmesi de dosyanın kesin olarak kapandığı anlamına gelmeyebilir. Faiz, vekâlet ücreti, harç veya takip giderleri nedeniyle güncel dosya bakiyesi farklı olabilir.
Bu nedenle kesintinin sona erdirilmesinde ilgili icra dosyasındaki resmî durum esas alınmalıdır.
Not: İcra yazısı işverene tebliğ edildikten sonra, ilgili haciz icra dairesinden haczin kaldırıldığına/fek edildiğine ilişkin resmî yazı (fek yazısı) veya ilgili icra dosyasındaki resmî bildirim ile sonlandırılmalıdır. Bu bildirim alınmadan, yalnızca çalışanın beyanına veya yapılan hesaplamaya dayanılarak kesintinin durdurulması uygun değildir.
Maaş haczi süreçlerinde bordro ekiplerinin yalnızca aylık kesinti tutarını hesaplaması yeterli değildir. Çalışan bazındaki kesintilerin, ücret hesaplamalarının ve bordro sonuçlarının tutarlı şekilde yönetilmesi gerekir.
Bordromat Bordro Süreç Yönetim Sistemi, bordro hesaplamalarının merkezi bir yapı üzerinden yürütülmesini destekleyerek çalışanlara ilişkin yasal ve diğer kesintilerin bordro süreçleriyle birlikte yönetilmesine olanak sağlar. Maaş haczi gibi net ücret üzerinden gerçekleştirilen kesintilerin bordroya doğru yansıtılması ve çalışan bazında takip edilmesi bu sürecin önemli bir parçasıdır.
Özellikle yüksek çalışan sayısına sahip organizasyonlarda bordro süreçlerinin standartlaştırılması, manuel hesaplamalardan kaynaklanabilecek hata riskinin azaltılmasına katkı sağlar.
Evet. Yetkili icra makamı tarafından işverene usulüne uygun bir maaş haczi bildirildiğinde çalışanın ayrıca onay vermesi gerekmez. İşveren, ilgili haciz yazısı ve mevzuat doğrultusunda işlem yapar.
Hayır. Eski işveren nezdindeki ücret ilişkisi sona erdiğinde düzenli maaş kesintisi de sona erer. Ancak borç ortadan kalkmaz. Yeni işveren bakımından ücret haczinin uygulanabilmesi için icra takibi kapsamında gerekli işlemlerin yeni işverene yöneltilmesi gerekir.
Prim ve ikramiyelerin haczedilebilirliği ödemenin hukuki niteliğine göre değerlendirilmelidir. Bordroda yer alan her ödeme kaleminin otomatik olarak aylık ücretle aynı haciz sınırına tabi olduğu varsayılmamalıdır.
Evet. Aynı çalışan hakkında birden fazla haciz yazısı gönderilebilir. Genel nitelikteki maaş hacizleri sıraya konulur ve önceki haciz sona ermeden sonraki haciz için ödeme yapılmaz. Nafaka alacakları ayrıca değerlendirilir.
İşçinin aylık ücretinin dörtte birinden fazlası kural olarak haczedilemez. Ancak nafaka alacakları bu kuralın önemli istisnasıdır. Ayrıca kıdem ve ihbar tazminatı gibi aylık ücret niteliğinde olmayan alacaklar farklı haciz esaslarına tabi olabilir.
Hayır. Maaş haczi gelir vergisi veya SGK prim matrahını azaltan bir kesinti değildir. Yasal bordro hesaplamaları tamamlandıktan sonra net ödeme üzerinden uygulanır.
Hayır. Çalışanın beyanı tek başına yeterli değildir. İşveren, haczin kaldırılmasına veya kesintinin sona ermesine ilişkin resmî durumu esas almalıdır.
Maaş haczi, çalışanın kişisel borcundan kaynaklansa da haciz yazısının işverene ulaşmasıyla birlikte bordro ve işveren yükümlülüklerini de kapsayan bir sürece dönüşür. Kesinti tutarının doğru hesaplanması kadar haciz sırasının korunması, nafaka alacaklarının farklı değerlendirilmesi, ödemelerin doğru icra dosyasına aktarılması ve işten ayrılma durumunun doğru yönetilmesi de önemlidir.
Bu nedenle maaş haczi yalnızca bordroda uygulanan standart bir 1/4 kesinti olarak değerlendirilmemelidir. Haczin niteliği, çalışana yapılan ödemenin türü, mevcut hacizler ve icra dosyasındaki talimatlar birlikte ele alınmalıdır. İnsan kaynakları, bordro, muhasebe ve gerektiğinde hukuk birimleri arasında kurulan kontrollü süreç ise hem bordro doğruluğunu hem de işverenin icra sürecindeki yükümlülüklerinin doğru şekilde yerine getirilmesini destekler.
Bilgilendirme Metni!
Bu makalede yer alan içerikler, yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır ve CottGroup® üye şirketlerine aittir. Bu içerikler, hukuki, mali veya teknik danışmanlık hizmeti niteliği taşımamaktadır ve kaynak gösterilmeden iktibas edilemez.
CottGroup® üye şirketleri, makaledeki bilgilerin doğru, güncel veya eksiksiz olduğunu garanti etmez ve bu bilgilerin içerebileceği hata, eksiklik veya yanlış anlaşılmalardan doğabilecek zararlardan sorumlu değildir.
Burada sunulan bilgiler, genel bir bakış sunmak amacıyla hazırlanmıştır. Her somut olay farklı değerlendirmeler gerektirebilir ve bu bilgiler her duruma uygun olmayabilir. Bu nedenle, makalede yer alan bilgilere dayalı olarak herhangi bir işlem yapmadan önce, konuyla ilgili hukuk, mali, teknik ve diğer uzmanlık alanlarında yetkin bir profesyonele danışmanız önemle tavsiye edilir. CottGroup® müşterisiyseniz, özel durumunuza ilişkin müşteri temsilcinizden bilgi almayı unutmayınız. Müşterimiz değilseniz, lütfen ilgili bir uzmandan görüş alınız.
CottGroup® üye şirketlerine ulaşmak için tıklayınız.
Yazar
https://www.cottgroup.com
Kişilik Envanteri Nedir ve Nasıl Uygulanır?
Civan Güneş
14 Haziran 2022
2025 Resmî Tatil Günleri ve Mesai Hesaplama
4 Eylül 2024
Performans Değerlendirme Nedir? Performans Değerlendirme Ölçeği Türleri Nelerdir?
10 Aralık 2025
SGDP (Sosyal Güvenlik Destek Primi) Nedir?
23 Mayıs 2025