Legislation Categories
Legislative Updates
Here you can access most recent articles on legislative updates regarding Personal Data Protection Law, Social Security Law, Taxation Law, Occupational Health and Safety Law, Code of Obligations, Labor Law, Turkish Commercial Code, Law on Protection of the Value of Turkish Currency, Foreign Exchange Legislation, and Immigration Law in Türkiye.
Bilateral Treaties
You can access the dates of the most recent international bilateral social security and double taxation treaties made between Türkiye and other countries and relevant documents here.
Test
18 June 2026
Author Civan Güneş, Category Çalışma Hayatı
Bir işletmenin çalışan istihdam etmeye başlamasıyla birlikte yalnızca ticari faaliyetleri değil, sosyal güvenlik yükümlülükleri de başlar. Çalışanların sigortalı olarak bildirilebilmesi, prim yükümlülüklerinin yerine getirilebilmesi ve SGK nezdindeki işlemlerin yürütülebilmesi için işverenin ilk olarak iş yerini Sosyal Güvenlik Kurumu'na bildirmesi gerekir. Bu süreç, mevzuatta iş yeri tescili olarak tanımlanmaktadır.
İş yeri tescili, çoğu zaman şirket kuruluş sürecinin teknik bir parçası gibi görülse de gerçekte işverenlik ilişkisinin sosyal güvenlik sistemindeki başlangıç noktasıdır. Çünkü SGK açısından işveren sıfatı, yalnızca ticaret siciline kayıt yaptırılmasıyla değil, sigortalı çalıştırılması ve buna bağlı yükümlülüklerin yerine getirilmesiyle anlam kazanır.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında düzenlenen iş yeri tescili süreci; iş yeri bildirgesinin verilmesini, işverenlik dosyasının oluşturulmasını ve iş yerine özel bir SGK sicil numarası tahsis edilmesini kapsar. Uygulamada sigortalı işe giriş bildirgelerinin verilebilmesi ve SGK işlemlerinin yürütülebilmesi için öncelikle iş yeri tescil işlemlerinin tamamlanarak iş yeri sicil numarasının oluşturulmuş olması gerekir.
Bu yazıda iş yeri tescilinin ne olduğu, SGK iş yeri tescilinin nasıl yapıldığı, hangi sürelerin geçerli olduğu, hangi belgelerin talep edilebildiği ve işverenlerin dikkat etmesi gereken noktalar 2026 yılı güncel uygulamaları doğrultusunda ele alınmaktadır.
İş yeri tescili, sigortalı çalıştıracak işverenlerin faaliyet gösterdikleri iş yerlerini Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına bildirmeleri ve işverenlik dosyası oluşturmaları işlemidir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 11'inci maddesinde iş yeri:
"Sigortalı sayılanların maddî olan ve olmayan unsurlar ile birlikte işlerini yaptıkları yerlerdir" olarak tanımlanmıştır.
Ancak SGK açısından iş yeri kavramı yalnızca üretimin veya hizmetin gerçekleştirildiği ana alanla sınırlı değildir.
İş yerinde yürütülen faaliyetle bağlantılı olan ve aynı yönetim altında bulunan:
de iş yerinin bir parçası olarak değerlendirilebilmektedir.
İş yeri tescili tamamlandığında SGK tarafından iş yerine özel bir sicil numarası tahsis edilir. Bu sicil numarası, işverenin sosyal güvenlik sistemindeki kimliği niteliğindedir ve sonraki tüm SGK işlemlerinde kullanılır.
İş yeri tescili aynı zamanda işverenlik yükümlülüklerinin başlangıç noktasıdır. Bu nedenle SGK açısından tescil işlemi yalnızca bir kayıt işlemi değil, işverenin sosyal güvenlik sistemine girişini sağlayan temel adımdır.
Uygulamada birçok işveren iş yeri tescilini yalnızca yasal bir zorunluluk olarak değerlendirmektedir. Oysa SGK açısından iş yeri tescili, işverenin sosyal güvenlik sistemine girişini sağlayan temel işlemdir.
Başka bir ifadeyle iş yeri tescili, yalnızca çalışan bildirimi yapabilmek için açılan bir dosya değildir. Aynı zamanda:
dayandığı temel kayıt sistemidir.
Uygulamada sigortalı işe giriş bildirgelerinin verilebilmesi için öncelikle iş yeri tescil işlemlerinin tamamlanmış olması gerekir.
Son yıllarda kurumlar arası elektronik veri paylaşımının yaygınlaşmasıyla birlikte vergi kayıtları, ticaret sicili bilgileri ve SGK kayıtları daha etkin şekilde karşılaştırılabilmektedir. Bu nedenle iş yeri tescili artık yalnızca bir dosya açılış işlemi değil, kurumsal uyum yönetiminin temel unsurlarından biri hâline gelmiştir.
SGK iş yeri tescili, işverenin sigortalı çalıştırmaya başlamasıyla birlikte yerine getirmesi gereken yasal yükümlülüklerden biridir. 5510 sayılı Kanun'un 11'inci maddesi uyarınca işverenler, iş yeri bildirgesini belirlenen süreler içerisinde SGK'ya vermekle yükümlüdür.
2026 yılı itibarıyla iş yeri tescil süreci büyük ölçüde elektronik ortamda yürütülmektedir. Süreç genel olarak aşağıdaki adımlardan oluşmaktadır:
2026 yılı itibarıyla birçok başvuru elektronik ortamda gerçekleştirilebilmektedir. Özellikle şirket kuruluşlarında Ticaret Sicili Müdürlükleri ile SGK arasında kurulan veri paylaşım altyapısı sayesinde bazı bilgiler doğrudan SGK sistemlerine aktarılabilmektedir.
Bununla birlikte işverenlerin, iş yeri dosyasının gerçekten açıldığını ve işlemlerin tamamlandığını kontrol etmeleri önemlidir. Çünkü ticaret siciline kayıt yapılmış olması her durumda SGK süreçlerinin tamamlandığı anlamına gelmeyebilir.
İşverenlerin en sık hata yaptığı konuların başında iş yeri bildirgesinin verilme süreleri gelmektedir. 5510 sayılı Kanun ve Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre uygulanacak süreler aşağıdaki gibidir:
Bu sürelerin amacı yalnızca SGK kayıtlarının güncel tutulması değildir. Aynı zamanda çalışanların sigortalılık haklarının kesintisiz korunmasını sağlamaktır.
Özellikle devir ve birleşme işlemlerinde gecikmeli bildirimler, ilerleyen dönemlerde prim ve sigortalılık kayıtlarında çeşitli uyuşmazlıklara neden olabilmektedir.
İş yeri tescili tamamlandıktan sonra SGK tarafından iş yerine özel bir sicil numarası tanımlanır.
Bu numara:
gösteren ve iş yerine özgü olarak oluşturulan benzersiz bir sicil numarasıdır.
Sigortalı işe giriş bildirgeleri, işten ayrılış bildirgeleri, aylık prim ve hizmet bildirimleri ile teşvik uygulamalarının tamamı bu sicil numarası üzerinden yürütülür. Bu nedenle iş yeri sicil numarası, işveren açısından SGK işlemlerinin temel referans noktasıdır.
İş yeri tescil sürecinin merkezinde yer alan belge iş yeri bildirgesidir. 5510 sayılı Kanun'un 11'inci maddesi gereğince işverenler iş yeri bildirgesini SGK'ya vermekle yükümlüdür.
Bu bildirim sonucunda SGK tarafından oluşturulan iş yeri dosyası, işverenin sosyal güvenlik sistemindeki tüm işlemlerinin temelini oluşturur.
İş yeri sicil numarası ise:
kullanılan temel referans numarasıdır.
Vergi numarası veya ticaret sicili numarası ile karıştırılmaması gereken bu numara, SGK sistemleri açısından işverenin kimliği niteliğindedir.
Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin "İş yeri bildirgesi ile verilecek diğer belgeler" başlıklı 29'uncu maddesinde:
"(1) Kanun'un 4'üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri kapsamında sigortalı çalıştırılan iş yerlerinin tescilinde, iş yeri bildirgesi yeterli olup elektronik ortamda temin edilebilenler hariç olmak üzere eki belgeler ihtiyaç olması hâlinde ünitece istenir. Ancak Kanun'un 4'üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı çalıştırılan iş yerlerinin tescilinde;
elden, posta yoluyla veya Kurumca belirlenen şekilde gönderilmesi zorunludur."
hükmü yer almaktadır.
SGK gerekli gördüğü durumlarda ilave belge talebinde bulunabilmektedir.
Özellikle faaliyet alanı ile başvuru belgeleri arasında uyumsuzluk bulunması hâlinde inceleme süreci uzayabilmektedir.
İş yeri tescil başvurusu, SGK'nın elektronik uygulamaları üzerinden veya gerekli durumlarda ilgili Sosyal Güvenlik Merkezleri aracılığıyla yapılabilmektedir.
Başvuru sırasında işveren tarafından:
beyan edilir.
Burada özellikle NACE kodunun doğru belirlenmesi kritik öneme sahiptir. Çünkü iş yerinin tehlike sınıfı, bazı SGK uygulamaları ve iş sağlığı ve güvenliği yükümlülükleri doğrudan faaliyet koduna bağlı olarak belirlenmektedir.
Yanlış faaliyet kodu ile yapılan bildirimler, ilerleyen dönemlerde hem SGK hem de iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarında sorun yaratabilmektedir.
Birçok işveren NACE kodunu yalnızca istatistiksel bir faaliyet sınıflandırması olarak değerlendirmektedir. Oysa SGK ve iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları açısından NACE kodu çok daha geniş sonuçlar doğurur.
NACE kodu:
doğrudan etkileyebilmektedir.
Yanlış faaliyet kodu ile yapılan tesciller, ilerleyen dönemlerde hem SGK denetimlerinde hem de iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarında önemli sorunlar yaratabilir. Bu nedenle iş yeri bildirgesi hazırlanırken faaliyet alanının doğru belirlenmesi kritik öneme sahiptir.
Alt işveren uygulamaları, SGK açısından özel kurallara tabidir. 5510 sayılı Kanun'un 12'nci maddesine göre:
Bir işverenden iş yerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin iş alan ve bu iş için görevlendirdiği sigortalıları çalıştıran üçüncü kişiler alt işveren olarak kabul edilir.
Alt işverenler de çalıştırdıkları sigortalılar için SGK nezdinde gerekli bildirimleri yapmakla yükümlüdür.
Bu kapsamda:
Uygulamada alt işveren bildirimlerinin eksik yapılması hem alt işveren hem de asıl işveren açısından sorumluluk doğurabilmektedir.
İş yeri tescili tamamlandığında süreç sona ermez, aksine işverenlik yükümlülükleri başlar.
İşverenler:
zorundadır.
Özellikle ilk kez işveren olacak kişiler açısından önemli olan nokta, iş yeri tescilinin bir başlangıç işlemi olduğunun unutulmamasıdır.
İş yeri tescilinin yapılmaması veya iş yeri bildirgesinin süresinde verilmemesi hâlinde işveren çeşitli yaptırımlarla karşılaşabilmektedir. 5510 sayılı Kanun'un 102'nci maddesi kapsamında iş yeri bildirgesine ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda idari para cezaları uygulanabilmektedir. Ancak asıl risk çoğu zaman para cezasının ötesindedir.
Geç veya eksik tescil:
neden olabilmektedir.
Özellikle kayıt dışı istihdamla mücadele kapsamında SGK'nın dijital denetim kapasitesinin arttığı günümüzde, iş yeri tescil süreçlerinin eksiksiz yürütülmesi her zamankinden daha önemlidir.
Uygulamada karşılaşılan sorunların önemli bir bölümü tescil aşamasında yapılan hatalardan kaynaklanmaktadır.
En sık karşılaşılan hatalar şunlardır:
Bu hatalar ilerleyen dönemlerde hem operasyonel hem de hukuki riskler doğurabilmektedir.
Hayır. Vergi kaydı Gelir İdaresi Başkanlığı nezdinde yapılan bir işlemdir. İş yeri tescili ise SGK nezdinde gerçekleştirilen ayrı bir yükümlülüktür. Bir işletmenin vergi mükellefi olması, SGK iş yeri dosyasının otomatik olarak açıldığı anlamına gelmez.
İş yeri sicil numarası, işverenin SGK sistemindeki kimliği niteliğindedir. Sigortalı işe giriş bildirgeleri, prim bildirimleri ve teşvik işlemleri bu numara üzerinden yürütülmektedir.
Evet. 5510 sayılı Kanun'un 102'nci maddesi kapsamında iş yeri bildirgesinin süresinde verilmemesi hâlinde idari para cezası uygulanabilmektedir. Ayrıca teşvik kayıpları ve denetim riskleri de söz konusu olabilir.
Evet. 5510 sayılı Kanun kapsamında sigortalı çalıştıran alt işverenlerin, gerekli şartların oluşması hâlinde SGK nezdinde kendi iş yeri dosyalarını açtırmaları ve çalıştırdıkları sigortalılara ilişkin bildirim ve prim yükümlülüklerini yerine getirmeleri gerekir.
İş yeri tescili tamamlandıktan sonra ilk sigortalının işe giriş bildirgesi yasal süresi içinde verilmelidir. Ayrıca işverenin SGK elektronik uygulamalarını kullanabilmesi için e-Bildirge ve diğer işveren sistemlerine ilişkin kullanıcı ve yetkilendirme işlemlerinin tamamlanması gerekir.
Evet. İş yeri adresinde meydana gelen değişikliklerin, ilgili mevzuatta öngörülen süreler içinde SGK'ya bildirilmesi gerekir. Aksi hâlde kayıtların güncelliğini yitirmesi nedeniyle tebligat, denetim ve diğer idari işlemlerde sorunlar yaşanabilir.
İş yeri tescili, sigortalı çalıştıracak her işverenin yerine getirmesi gereken temel sosyal güvenlik yükümlülüklerinden biridir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında düzenlenen bu süreç, yalnızca bir kayıt işlemi değil; işverenin SGK ile olan tüm ilişkilerinin başlangıç noktasıdır.
İş yeri bildirgesinin süresinde verilmesi, gerekli belgelerin eksiksiz hazırlanması ve dijital başvuru süreçlerinin doğru yönetilmesi, ilerleyen dönemlerde oluşabilecek idari ve mali risklerin önlenmesine yardımcı olur. Özellikle kurumlar arası elektronik veri paylaşımının yaygınlaşmasıyla birlikte, işverenlerin iş yeri tescili ve SGK süreçlerine her zamankinden daha fazla önem vermesi gerekmektedir.
Bilgilendirme Metni!
Bu makalede yer alan içerikler, yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır ve CottGroup® üye şirketlerine aittir. Bu içerikler, hukuki, mali veya teknik danışmanlık hizmeti niteliği taşımamaktadır ve kaynak gösterilmeden iktibas edilemez.
CottGroup® üye şirketleri, makaledeki bilgilerin doğru, güncel veya eksiksiz olduğunu garanti etmez ve bu bilgilerin içerebileceği hata, eksiklik veya yanlış anlaşılmalardan doğabilecek zararlardan sorumlu değildir.
Burada sunulan bilgiler, genel bir bakış sunmak amacıyla hazırlanmıştır. Her somut olay farklı değerlendirmeler gerektirebilir ve bu bilgiler her duruma uygun olmayabilir. Bu nedenle, makalede yer alan bilgilere dayalı olarak herhangi bir işlem yapmadan önce, konuyla ilgili hukuk, mali, teknik ve diğer uzmanlık alanlarında yetkin bir profesyonele danışmanız önemle tavsiye edilir. CottGroup® müşterisiyseniz, özel durumunuza ilişkin müşteri temsilcinizden bilgi almayı unutmayınız. Müşterimiz değilseniz, lütfen ilgili bir uzmandan görüş alınız.
CottGroup® üye şirketlerine ulaşmak için tıklayınız.
Yazar
https://www.cottgroup.com
Cumartesi Yıllık İzinden Sayılır mı?
Erdoğdu Onur Erol
11 August 2021
İşveren Değişikliğinde Kümülatif Gelir Vergisi Matrahı Taşınması Zorunlu mu?
16 April 2025
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nden Kritik İçtihat: Peşin Ödenmeyen İzin Ücreti Haklı Fesih Sebebidir
Ümit Kır
2 May 2025
Kişilik Envanteri Nedir ve Nasıl Uygulanır?
Civan Güneş
14 June 2022