+90 212 244 9222

13Haziran2013

Yeni Varlık Barışı

Referans: Abbas Coşar Yeminli Mali Müşavir

GİRİŞ

Vatandaşların yurtdışında bulunan parasının millileştirilmesini amaçlayan Yeni Varlık Barışı uygulaması 6486 sayılı Kanun ile 29 Mayıs 2013 tarih ve 28661 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Ayrıca, Yurt Dışındaki Bazı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması Hakkında 1 Seri No.lu Genel Tebliğ ise 11 Haziran 2013 tarih ve 28674 sayılı Resmi Gazete ile yayımlanmıştır.

Bu düzenlemeye göre; şahıslar ve şirketler 15/4/2013 tarihi itibarıyla sahip oldukları ve yurt dışında bulunan para ve parasal kaynaklar ile yurt dışındaki taşınmazlarını yurt içinde beyan etmek şartıyla mali aftan yararlanabilecektir. Üstelik yurt içine transfer edilmesi şartıyla bazı yurt dışı kazançların gelir veya kurumlar vergisinden istisna edilmesi mümkün olabilecektir. İşte bu bağlamda; Gelir Vergisi Kanununun geçici 85 inci maddesinde yer alan düzenlemeye yönelik özellik arz eden hususlar, bugünkü ve bir sonraki makalemizin konusunu oluşturmaktadır.

1.YASAL DÜZENLEMELER

1.1 Gelir Vergisi Kanunu[1]

6486 sayılı Kanunun 12. Maddesi ile Gelir Vergisi Kanununa geçici 85. Madde eklenmiştir. Bu madde ile gerçek ve tüzel kişilerce sahip olunan para, döviz, altın, hisse senedi ve diğer menkul kıymetlerin yurt içine getirilmesi ve yurt dışındaki taşınmazların kayda alınması suretiyle milli ekonomiye kazandırılması amaçlanmaktadır.

Aynı düzenlemeyle tam mükellef gerçek kişiler ve şirketlerin kanuni ve iş merkezi yurt dışında bulunan kurumlardan elde ettikleri iştirak kazançları ve iştirak hisselerinin satışından doğan kazançları ile yurtdışında bulunan işyeri veya daimi temsilci aracılığıyla elde ettikleri ticari kazançları, yurt içine transfer edilmek şartıyla gelir ve kurumlar vergisinden istisna edilmektedir.

1.2 Varlık Barışına İlişkin 1 Seri No.lu Genel Tebliğ[2]

15/4/2013 tarihi itibarıyla gerçek veya tüzel kişilerce sahip olunan ve yurt dışında bulunan para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazların bildirim veya beyana konu edilmesine ve bazı yurt dışı kazançların gelir veya kurumlar vergisinden istisna edilmesine ilişkin Gelir Vergisi Kanununun geçici 85 inci maddesinde yer alan düzenlemeye yönelik usul ve esaslar 1 seri numaralı genel tebliğ ile belirlenmiştir.

2. YURT DIŞINDAKİ BAZI VARLIKLARIN EKONOMİYE KAZANDIRILMASI

1.PARA VE PARASAL VARLIKLAR İLE TAŞINMAZLARIN BİLDİRİMİ

2.1.1. Beyan Edilecek Varlıklar Hangileri? 

  • Yurt dışında bulunan para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları,
  • Yurt dışında bulunan taşınmazlar. Taşınmazlardan kasıt ise; arazi, kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümler ve tapu siciline ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli haklardır. 

2.1.2. Kanaat Verici Belgeler Nelerdir?

Kanaat verici belgeleri üç grupta sınıflandırmak mümkündür. Bu belgelerin gerektiğinde vergi incelemesine ibraz edilmek üzere zamanaşımı boyunca saklanması gerekir.

2.1.2.1 Yabancı Devlet Kayıt ve Sicilleri 

Yabancı Devlet tarafından veya güvencesinde tutulan kayıt ve sicilleri ifade eder. Tapu kayıtları, diğer siciller ve yasal yükümlülükler nedeniyle verilen beyannameler kanaat verici belgedir. 


2.1.2.2. Diğer Kanaat Verici Belgeler 

  • Bankalar ile bankerlerin yaptıkları işlemlerle ilgili kayıtlar ve düzenledikleri belgeler,
  • Aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, sigorta şirketleri ve benzeri mali kurumların kayıtları ve düzenledikleri belgeler,
  • Posta idaresi nezdindeki çek hesabı ve düzenlenen diğer belgeler,
  • Noter gibi kurum ve kuruluşların düzenledikleri senetler ve sözleşmeler ile diğer kayıt ve belgeler,
  • Defter tutan mükelleflerin kayıtları ile bu kayıtlarda yer alan ve Vergi Usul Kanununun ikinci kitabının üçüncü kısmında belirtilen belgeler ile muadili belgeler,
  • Şirketlerin ortaklık ve kooperatiflerin üyelik kayıtları

Kanaat verici belgedir. Üstelik bu belgeler tek başına yeterli olup, ayrıca elçilik veya konsolosluk veya devlet kurumları nezdinde ayrıca tasdik zorunluluğu bulunmamaktadır. 

2.1.2.3. Tasdik Zorunluluğu Olan Diğer Kanaat Verici Belgeler

Yukarıda sayılan belgelerin dışında, bilgi değişiminde bulunulan yabancı ülkelerde yetkili makamlardan alınarak mahallindeki Türk elçilik ya da konsoloslukları, yoksa mahallindeki Türk menfaatini koruyan ülkenin aynı nitelikteki temsilcileri tarafından tasdik olunan belgeler de kanaat verici belge olarak kabul edilecektir.

2.1.3. Yurt Dışı Varlıkların Bildirim veya Beyanı Ne Zamandır?

Şahıslar veya şirketler 15 Nisan 2013 tarihi itibarıyla yurt dışında sahip oldukları varlıkları 29 Mayıs 2013 tarihinden itibaren 31 Temmuz 2013 tarihi akşamına kadar TL rayiç bedelleriyle(bildirim veya beyan tarihindeki alım-satım bedeli)
  1. Bankalara(Ek-1 Form) veya
  2. Vergi Dairelerine(Ek-2 Form)
  3. Aracı Kurumlara(sadece menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarını, Ek-3 Form) bildirmesi mümkündür.

Banka veya Aracı Kuruma bildirim yapanlar, ayrıca Vergi Dairesine beyanda bulunmayacaktır.
Gelir veya kurumlar vergisi beyannamelerini elektronik ortamda verenler bu varlıklara ilişkin beyannamelerini de vergi dairesine elektronik ortamda vermek zorundadır. Diğer mükellefler elden veya elektronik ortamda verebilir.

Düzeltme taleplerini örnekler üzerinden açıklamaya çalışalım.

Örnek1:ABBA Tekstil A.Ş. 12 Haziran 2013 tarihinde 1.500.000 TL altın karşılığı Dış Ticaret Vergi Dairesine yurt dışı varlık beyanında bulunmuştur. 15 Haziran 2013 tarihinde bu tutarı 1.200.000TL olarak düzeltmeye karar vermiştir. Bu durumda vergi dairesine düzeltme beyannamesi vererek ilk beyanına ilişkin tutarı indirmiş olacaktır. Ya da 30 Haziran 2013 tarihinde bu tutarı 1.800.000 TL olarak artırmaya karar verdiyse, yine vergi dairesine düzeltme beyannamesi vererek ilk beyanına ilişkin tutarı artırmış olacaktır.

Örnek2:ABBA İnşaat Ltd. Şti. 25 Haziran 2013 tarihinde 2.000.000 TL karşılığı doları İş Bankası şişli şubesine yurt dışı varlık olarak bildirmiştir. 5 Temmuz 2013 tarihinde bu tutarı 1.750.000 TL olarak düzeltmeye karar vermiştir. Bu durumda İş Bankasına verilen bildirim düzeltilecek ve bu tutar indirilmiş olacaktır. Ancak şirket 30 Temmuz 2013 tarihinde bu tutarı 2.500.000 TL olarak artırmaya karar verdiyse eğer, hiçbir düzeltme yapılmadan İş Bankasına 500.000 TL’lık yeni bir bildirimde bulunması yeterli olacaktır.

  • Tabi ki, 31 Temmuz 2013 tarihinden sonraki düzeltme talepleri dikkate alınmayacaktır.
  • Banka ve aracı kurumlarca Ek-4'te yer alan beyanname ile vergi dairesine bildirilen varlıklara ilişkin düzeltme talebi ise banka veya aracı kurumlar aracılığıyla yapılacaktır. 

2.1.4. % 2 Vergi Ne Zaman Ödenecek ve Varlıklar En Son Ne zaman Getirilecek?

Ali Kırmızı 1.000.000 TL yurt dışı taşınmazını 30 Mayıs 2013 tarihinde Avcılar Vergi Dairesine beyanname ile beyan etti. Her hangi bir belgeye tapu v.s gerek olmadan Ali Bey Haziran 2013 sonuna kadar (1.000.000 x%2=)20.000 TL vergiyi vergi dairesine ödemesi gerekmektedir. Yani vergi tarhiyatın yapıldığı ayı izleyen ayın sonuna kadar ödenmesi gerekecektir.

Türkiye'de ikametgâhı bulunmayanlarla ilgili olarak söz konusu beyannamelerin alınması hususunda Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı Başkent Vergi Dairesi Müdürlüğü, İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Beyoğlu Vergi Dairesi Müdürlüğü ve İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı Konak Vergi Dairesi Müdürlüğü yetkilidir. Ve tahakkuk eden vergileri bu vergi dairelerine ödemeleri mümkündür.

Banka veya aracı kurumların, kendilerine bildirilen varlıklara ilişkin olarak varlıkların bildirim değerleri üzerinden % 2 oranında hesapladıkları vergiye ilişkin beyannameyi, Ek-4'te yer alan beyanname ile aylık olarak vergi sorumlusu sıfatıyla bildirimi izleyen ayın on beşinci günü akşamına kadar kurumlar vergisi yönünden bağlı oldukları vergi dairelerine, elektronik verecek ve vergilerin ise aynı sürede ödenmesi gerekmektedir.

Varlıkların, beyan veya bildirim tarihini takip eden ay sonuna kadar Türkiye'ye getirilmesi ya da Türkiye'deki banka veya aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesi gerekmektedir.

Yani 31 Temmuz 2013 tarihinde 10.000.000 TL karşılığı beyan edilen altının 31 Ağustos 2013 tarihine kadar açılacak bir hesaba transfer edilmesi gerekmektedir. 

Bildirim veya beyandan önce yurt dışından Türkiye'ye getirilen varlıkların daha sonraki bir tarihte beyan edilmesi sırasında, varlıkların bildirim veya beyan tarihindeki değerleri esas alınacaktır.

Bu tarih itibarıyla madde kapsamına giren varlıkların, bu tarihten 31/7/2013 tarihine kadar yine kapsama giren başka tür varlıklara dönüşmesi halinde, en son varlığın bildirim veya beyana konu edilerek Türkiye’ye transfer edilmesi mümkündür. 

Söz konusu varlıkların 15/4/2013 tarihi itibarıyla yurt dışında bulunduğunun, bu varlıklara yurt dışında sahip olunduğunun ve ilgili (kambiyo, gümrük, yabancı sermaye gibi) mevzuat çerçevesinde Türkiye'ye getirildiğinin kanaat verici belgelerle ispat yükümlülüğü mükelleflere aittir. 


2.1.5.Yurt Dışında Başkaları Adına Görünen Varlıklar Barış Kapsamına Girer mi?

Bu kapsamda olan şahıs veya şirketlerin varlık barışından yararlanabilmesi mümkündür.

  • 15 Nisan 2013 tarihinden önce yetkili kuruluşlarca düzenlenen bir vekalet veya temsil sözleşmesi olan kişiler adına bir varlığın olması gerekmektedir.
  • Ve bu vekalet veya temsil sözleşmesine istinaden tasarruf etmeye yetkili kişiler olması gerekir. Bu düzenlemeyi örneklerle anlamaya çalışalım.

ABBA Dış Ticaret A.Ş.’nin kanuni temsilcisi olan müdürü adına 500.000 TL karşılığı doları, %51 ortağı olan Ahmet Bey adına olan 700.000 TL karşılığı altını, %1 ortağı olan Ayşe Hn adına 1.000.000 TL taşınmazı, %5 ortağı olan ACEM Turizm Ltd. Şti. adına 300.000 TL karşılığı tahvili ve ABBA A.Ş.’nin yönetim kurulu başkanının Dubai’deki yakın adamı olan Serdar Kara adına kayıtlı 10.000.000 TL karşılığı araziyi Boğaziçi Vergi Dairesine 22 Haziran 2013 tarihinde beyan etmiştir. Ancak Serdar Kara adına görünen arazinin gerçekte sahibi ABBA A.Ş’nin yönetim kurulu başkanıdır. Bu arazinin gerçek sahibine ilişkin Serdar Kara’nın avukatı ve yönetim kurulu başkanının avukatı huzurunda Dubai’de gerçekte 20 Haziran 2013 tarihinde ancak 18 Mayıs 2013 tarihli bir protokol karşılıklı imza altına alınmıştır. Vergi Dairesine beyan edilen (500.000 + 700.000 + 1.000.000 + 300.000 + 10.000.000 =)12.500.000 TL üzerinde %2 =250.000 TL vergi 30 Temmuz 2013 tarihinde ödenmiştir. 31 Temmuz 2013 tarihinde ise 2.500.000 TL Kuveyt Türk Bankası Bakırköy şubesindeki ABBA Dış Ticaret A.Ş.’nin hesabına transfer edilmiştir. 25 Ekim 2013 tarihinde ABBA A.Ş adına tanzim edilen vergi inceleme raporlarıyla 2012 hesap dönemi için 12.500.000 TL kurum ve katma değer vergileri için matrah farkı tespit edilmiştir. Bu durumda kuvvetle muhtemeldir ki, inceleme elemanı 12.500.000 TL beyanın 2.500.000 TL’sini mahsup ederek 10.000.000 TL üzerinden kurum ve kdv tarhiyatı isteyecektir. Çünkü 10.000.000 TL arazinin beyanı için ibraz edilen protokolü kanaat verici vesika olarak kabul etmeyecektir. Ve şirketin 10.000.000 TL tutara tekabül eden ve ödenen %2 = 200.000 TL vergi ise mükellefe red ve iade edilmeyecektir. Tabi ki,  Maliye İdaresinin bu 200.000 TL vergiyi mükellefe iade etmemesi çok haksız bir uygulamadır. Çünkü bu vergi niye ödendi? Mükellefe mali aftan yararlanma hakkı doğurduğu için ödendi. Eğer bu haktan yararlandırmıyorsan mükellefi, işte o zaman aldığın vergiyi geri iade etmen gerekmektedir.

Dolayısıyla yukarıdaki örneğimizin özeti şudur. Şirket veya şirket ortaklarına ait olduğu halde yukarıda belirtilenler dışındaki kişilerce tasarruf edilen varlıkların madde hükümleri çerçevesinde şirket adına bildirim veya beyana konu edilebilmesi ve maddenin beşinci fıkrası hükmünden yararlanılabilmesi için bildirim veya beyan dışındaki nedenlerle inceleme veya takdir komisyonu kararına istinaden yapılacak tarhiyatlar esnasında söz konusu varlıkların şirket veya şirket ortaklarına ait olduğunun izah ve ispat edilmesi gerekmektedir. Yani vekillerin yetkili kuruluşlarca düzenlenen vekalet veya temsil sözleşmesine sahip olması ve bu evraklara istinaden de tasarruf etmeye yetkili olması gerekmektedir. Yukarıdaki bütün açıklamalar gerçek kişilerin yurt dışında başkaları adına görünen varlıkları için de geçerlidir.

Bunu bir örnekle açıklayalım.

Kazım Mavi yıllardır gayrimeşru işlerden kazandığı 25.000.000 TL değerindeki servetini Kenya’da yaşayan Ferhat Sarı üzerinden değerlendirmektedir. 10.000.000 TL karşılığı döviz ve 13.000.000 TL karşılığı altın ve 2.000.000 TL karşılığı taşınmaz 20 Temmuz 2013 tarihinde Şişli Vergi Dairesine beyan edilmiş, %2= 500.000 TL vergi ödenmiş ve 30 Temmuz 2013 tarihinde ise Kazım Mavi adına Halk Bankası Kadıköy şubesindeki hesabına 23.000.000 TL transfer edilmiştir. Ancak Kazım Mavi sadece 2.000.000 TL gayrimenkulün gerçekte kendisine ait olduğunu ispat edebilmektedir. Kenya yetkili makamlarınca onaylanmış 2 yıl öncesine ait Ferhat Sarı adına tanzim edilmiş vekalette anılan taşınmazın alınması ve her türlü tasarruf etmeye yetkili olduğu belirtilmiştir. 27 Şubat 2014 tarihinde Kazım Mavi adına tanzim edilen vergi inceleme raporlarıyla 10.000.000 TL gelir ve katma değer vergileri için matrah farkı tespit edilmiştir. Bu durumda kuvvetle muhtemeldir ki, inceleme elemanı 25.000.000 TL beyanın sadece 2.000.000 TL’sini mahsup için kabul edecektir. Dolayısıyla (10.000.000 – 2.000.000=) 8.000.000 TL üzerinden gelir ve kdv tarhiyatı isteyecektir. Ve Kazım Mavi’nin  23.000.000 TL tutara tekabül eden ve ödenen %2 = 460.000 TL vergi ise mükellefe red ve iade edilmeyecektir.
Ancak 23.000.000 TL para için ise Kara Paranın Aklanmasına ilişkin herhangi bir incelemenin ve/veya soruşturmanın yapılmayacağını düşünüyorum. Ancak tebliğin 4.  Ve 5. Bölümleri birlikte değerlendirildiğinde sanki kanaat verici belgelerle ispat edilemeyen tutarlar maddenin beşinci fıkra hükmünden yararlanamaz denilerek kanunun amacını aşan bir düzenleme yapılmış gibi görünüyor. Tebliğe göre örneğimizde kanaat verici bir vesikayla ibraz edilemeyen 23.000.000 TL için vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılabileceği anlamı çıkmaktadır. Ancak kanun maddesinin(GVK, Geçici Madde:85) 5. Fıkrası gayet açık; “bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılamaz” denilmektedir. Ancak kanaat verici vesika, yurt içine tranfer, bildirim süreleri v.s gibi diğer koşulların gerçekleşmemesi durumunda diğer nedenlerle bir inceleme sonucu matrah farkı ve/veya vergi farkı doğduğunda bildirilen veya beyan edilen tutarın mahsubuna  engel olacağı yönünde bir düzenleme mevcuttur.
Zaten maddenin 6. Fıkrasında;” tahakkuk eden verginin vadesinde ödenmesi veya bu maddede yer alan diğer şartların yerine getirilmemesi nedeniyle mahsup imkanından yararlanılamaması, vergi aslının gecikme zammı ile birlikte 6183 sayılı kanun uyarınca takip ve tahsiline devam edileceği ve tahsil edilen verginin red ve iade edilmeyeceği” hüküm altına alınarak kanun koyucu niyetini ortaya koymuştur. Bu nedenle tebliğdeki düzenlemede kanunun maksadını aşan bir ifade mevcuttur. 


2.1.6.Varlıkların Bildirim ve Beyan Değeri İle Yasal Defterlere İntikali Önemli.

Bildirilen veya beyan edilen varlıklar, Vergi Usul Kanunu uyarınca defter tutan mükelleflerce, banka veya aracı kurumlara bildirildiği ya da vergi dairelerine beyan edildiği tarih itibarıyla belirlenen Türk Lirası karşılığı rayiç bedelleriyle(bildirim veya beyan tarihi itibarıyla belirlenen alım-satım bedeli, Döviz ve döviz cinsinden varlıklarda, T.C. Merkez Bankası döviz alış kuru )bildirim ve beyan tarihini takip eden ay sonuna kadar yasal defterlere kaydedilmesi gerekmektedir. Bildirim veya beyan  28 Haziran 2013 ise en geç 31 Temmuz 2013 sonuna kadar bildirim ve beyan 31 Temmuz 2013 ise en son 31 Ağustos 2013 tarihine kadar yasal defterlere kaydedilmesi gerekmektedir.

Yurt dışında bulunan söz konusu varlıkların şirket adına beyan edilmesi durumunda ilgili şirket; gerçek kişiler adına beyan edilmesi halinde ise bu gerçek kişilerin kendileri, maddenin sağladığı avantajlardan yararlanabileceğinden, şirket adına bildirim veya beyana konu edilen varlıkların anılan şirketin yasal kayıtlarına intikal ettirilmesi gerekir. Yani avantajdan yararlanacak şahıs mı? Yoksa şirket mi? Bunun belirlenmesi önemlidir. 

Bilanço usulünde defter tutan mükellefler, yasal defterlerine kaydettikleri kıymetleri için pasifte özel fon hesabı açacaklar. Bu hesap sermayenin cüz'ü addolunacak ve sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılmaması gerekir.

Fon hesabında tutulan bu tutarlar, işletmenin tasfiye edilmesi halinde vergilendirilmeyeceği gibi Gelir Vergisi Kanununun 81 inci maddesi ile Kurumlar Vergisi Kanununun 19 ve 20 nci maddeleri uyarınca gerçekleşecek devir ve bölünme hallerinde de vergilendirilmeyeceği hüküm altına alınmıştır. 

Serbest meslek kazanç defteri ile işletme hesabı usulünde defter tutan mükellefler, söz konusu kıymetleri defterlerinde ayrıca göstermeleri gerekir. 
Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince yasal defterlere kaydedilen bu varlıklar, dönem kazancının tespitinde gelir unsuru olarak dikkate alınmaz. 


2.1.7.Ödenen Vergiler Gider Yazılmaz, Taşınmazlar İçin Amortisman Ayrılmaz.

  • Ödenen vergiler, gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınmaz veya başka bir vergiye mahsup edilmez.
  • Bildirilerek veya beyan edilerek yasal defter kayıtlarına intikal ettirilen taşınmazlar için amortisman ayrılmaz.
  • Kayıtlara alınan bu varlıkların daha sonra elden çıkarılmasından doğan zararlar, gelir veya kurumlar vergisi uygulaması bakımından gelirin veya kurum kazancının tespitinde gider veya indirim olarak kabul edilmez.

SONUÇ


Yeni Varlık Barışı ile ülkemize sermaye akışı hızlanmış olacaktır. Bu kaynaklar şirketlerin sermaye yapısını güçlendirecektir. Maliyeti ise %2’lik vergi olacaktır. 


Ancak son söz, bu düzenleme ile vergi cenneti olan ülkelere akan paranın ne kadarının; yönünü kayıt altına girmek üzere ülkemize çevireceğini zaman içinde hep birlikte göreceğiz.

 
[1] 6486 Sayılı Kanunun 12. Maddesi, 29 Mayıs 2013 tarih ve 28661 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
[2] Yurt Dışındaki Bazı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması Hakkında 1 Seri No.lu Genel Tebliğ, 11 Haziran 2013 tarih ve 28674 sayılı Resmi Gazete ile yayımlanmıştır.

Posted in Vergi Hukuku Mevzuatı

  • Bilgilendirme Metni!

    Bu makalede yer alan içerikler yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. Bu duyuru CottGroup® firmalarına ait bir hizmettir. Kaynak gösterilmeden iktibas edilemez. Makalenin hazırlanmasında gerekli özen ve dikkat gösterilmiş olmakla birlikte; CottGroup® Üye Ağı Şirketleri, işbu genel çerçevede bilgi veren ve yorum içerebilen makaledeki bilgilerin yanlışlık veya eksikliklerinden kaynaklanabilecek hiçbir sorumluluğu kabul etmemekte olup; bu bilgilerin güvenilirliği nedeniyle oluşabilecek herhangi bir zarardan sorumlu tutulamaz. Her bir somut olaya ilişkin olarak her koşulda, özel olarak profesyonel bir danışmana başvurmanız tavsiye edilir.

    Lütfen duyuru ile ilgili işlem yapmadan önce müşterimiz iseniz müşteri temsilcinizden, değilseniz bir uzmandan görüş alınız.

About The Author

Bu web sitesi çerez kullanıyor.
Bu internet sitesinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek, verimli çalışmasını sağlamak ve istatistiki verileri takip etmek için çerezler kullanılmaktadır. Sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş olursunuz. Çerezleri nasıl kullandığımız ile ilgili detaylı bilgi için lütfen Çerezler (Cookies) sayfasını okuyunuz. Bu seçim 30 gün süreyle ya da tarayıcınızdaki çerezleri siz silene kadar geçerlidir.
x
Hizmetlerimiz devam ediyor.

Dünya gündemindeki Covid-19 Koronavirüs salgını sebebiyle, çalışanlarımızın sağlığını güvenceye almak adına, çalışmalarımızı bir sonraki bilgilendirmeye kadar uzaktan devam ettireceğiz. CottGroup® olarak sahip olduğumuz iş sürekliliği planlarımız ve güçlü teknolojik altyapımız sayesinde süreçlerimizi kesintisiz devam ettirebileceğiz. Müşterilerimiz ve iş ortaklarımız her zaman olduğu gibi, telefonlarımız ve e-postalarımız aracılığıyla bizlere ulaşabileceklerdir.